Ara

Yükleniyor...

Bismillahirrahmanirrahim

Yüce Allah buyuruyor ki:"Ben cinleri de, insanları da bana ibadet etmekten başka, bir şey için yaratmadım. Ben onlardan bir rızık da istemiyorum. Bana yedirmelerini de istemiyorum. Çünkü şüphesiz ki Allah'tır, hem rızkı veren, hem pek çetin kudret ve kuvvet sahibi olan." (ez-Zâriyât, 51/56-58)İbn

Ömer Radıyallahu anh'den şöyle dediği rivayet edilmiştir: Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem buyurdu ki: "İslam beş temel üzerine bina edilmiştir: Allah'tan başka hiçbir ilah olmadığına, Muhammed'in Allah'ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmek, namazı dosdoğru kılmak, zekâtı vermek, hac ve ramazan orucu(nu tutmak)." (Buhârî, I, 8 -lafız ona ait-; Muslim, I, 45)

28 Ağustos 2009 Cuma

"Salât (namaz)" Kelimesinin Anlamı

A. Sözlük Anlamı:
Tâcu'l-Arûs adlı sözlükte şöyle denilmektedir.4 (Salât'ın) dua anlamında olduğu söylenmiştir. Bu, bu kelimenin anlamlarının esasını teşkil etmektedir. Yüce Allah'ın: "Onlara salât eyle." (et-Tevbe, 9/103) buyruğunda da bu anlamda kullanılmıştır ki, onlara dua et demektir. Bir kimse, birisine dua edip, onu tezkiye edecek olursa: “o filana salât getirdi” denilir. el-A'şa'nın: "O (şarab) testisi üzerine salât getirdi." şeklindeki ifadesi, şarabının ekşimemesi ve bozulmaması için dua etti demektir.
Hadis-i şerifte şöyle buyurulmaktadır: "Eğer (yemeğe davet edilen kişi) oruçlu ise salât getirsin." denilmektedir ki hayır ve bereket ile dua etsin anlamındadır. Dua eden herkese de "musallî" denilir. İbnu'l-A’rabî dedi ki: Salât, Allah'tan rahmet demektir. Yüce Allah'ın: "O size salât getirendir." (el-Ahzab, 33/43) buyruğu size rahmet buyurandır, demektir. Salâtın meleklerden mağfiret dilemek ve dua etmek anlamında olduğu söylenmiştir. Nitekim "melekler o kimseye on defa salât getirir" ifadesi ona mağfiret dilerler, demektir. Salât bazen meleklerden başkaları tarafından da getirilebilir. Sevde Radıyallahu anha'nın rivayet ettiği hadiste kullandığı: "Biz ölürsek Osman b. Maz'un bize salât getirir" ifadesi (Rabbi huzurunda) bize mağfiret dileyecek demektir. O sırada Osman vefat etmiş bulunuyordu.
Yüce Allah'tan, Rasûlüne "salât"ın ona güzel övgüde bulunmak anlamında olduğu da söylenmiştir. Yüce Allah'ın şu buyruğu bu kabildendir: "İşte Rablerinden "salât"lar ve bir rahmet hep onların üzerindedir." (el-Bakara, 2/157) buyruğu da bu anlamdadır. (Allah'tan güzel övgüler onların üzerindedir, demek olur.)
el-Lisân (Lisanu'l-Arab)'da şöyle denilmektedir: Allah'ın "salât"ı rahmet etmesi; melek, insan ve cin gibi yaratılmışların “salât”ı kıyam, rükû’, sücûd, dua ve tesbihi ihtiva eden bir ibadet, kuşların ve haşeratın "salât"ı ise tesbih getirmek demektir.

B. Şer'î Anlamı ile Salât (Namaz):
Özel söz ve fiillerden meydana gelen, tekbir ile başlayıp, selam vermek ile sona eren yüce Allah'a bir ibadettir.
"Sözler"den kasıt, tekbir getirmek, kıraat (Kur'ân okumak), tesbih, dua ve benzeri sözlerdir.
"Fiiller"den maksat, kıyam, rükû’, sucûd, tahiyyâta oturmak ve benzeri amellerdir.
Namazın sözlük ve şer'î manası üzerinde düşündüğünüz takdirde bu iki anlam arasında sıkı bir ilişki olduğunu görürüz. Dua etmek birtakım işleri yapmak ve tazim, hepsi de namazın şer'î anlamında bulunan birtakım işler ya da manalardır. Dolayısıyla "salât (namaz)" adının verilmesi bir şeye onun birtakım bölümlerinin isminin verilmesi kabilindendir.
Namaz, duayı şer'î bir hakikat olarak kapsamaktadır. "Bağlılık" ise namazın yüce Alah'ın farz kıldığı şeylere riayet etmekte ortaya çıkar. Hatta bağlı kalınması emrolunan en büyük farzlar arasında yer alır. Şeriatin tarif ettiği şekliyle namaza (salât) adının verilmesi, yüce ve her türlü eksiklikten münezzeh Rabbimizin ta'zim edilmesini ihtiva ettiğinden ötürüdür.
Eğer namaz sözlük anlamı itibariyle (kalçalar demek olan) "es-Salavân"den alınmış ise, bunlar insanın rükû ve sücûdda önemli yer tutan azalarıdır. Onları hareket ettirmeden rükû ve sücûd yapılamaz. O halde "salât" isminin burdan alınmış olması, alıcı ve satıcının (kol demek olan) "baâ"larını alışveriş halinde uzatmalarından ötürü alışverişe "bey'" adının verilmesi kabilindendir."Salûta" de namaz kılınan yer demektir. Her iki anlam arasındaki ilişki de gayet açıktır. Böylelikle "salât"ın hem sözlük, hem şer'î anlamı arasındaki ilişki açığa çıkmış olmaktadır.

8 yorum:

  1. Salat vahye boyun eğmek, vahyi izlemek, vahiy doğrultusunda düşünce ve inancı belirleyerek, vahiy esasları doğrultusunda yaşamak. Vahye uygun yaşantının sürekliliğini temin etmek, vahyin hayata uygulanması ve sürekli hale getirilmesidir. Bağlılıktır, teslim olmaktır, bu teslimatı sürdürmektir. Kalçaların hareket ettirilmesiyle rükü ve secde ederek şekilsel ibadet etmek (namaz kılmak) değildir. Zaten Kuranda rükunun kalçanın hareket ettirilerek vücudun eğilmesi, secdenin de yine kalçanın hareket ettirilerek yere kapaklanıp alnı ve burnu yere değdirmek, kapaklanmak anlamını veren bir ayet yoktur. Rukü saygı duymak, riayet etmek, yakınlaşmak, secde de boyun eğmek, teslim olmak, teslimiyeti sürdürmek anlamlarına gelmektedir.

    YanıtlaSil
  2. Namaz kelimesi Kuran geçmemekle birlikte, farsça "Nameste" kelimesinin dilimize namaz olarak geçmiş halidir. Farsça'da nameste büyük bir güç veya ototrite karşısında saygı duruşuna geçmek, saygıyla eğilmek demektir. Farisi toplumunun mensubu olduğu Zerdüştlük inancında, inananlar günde 5 kez güneşe saygı duruşunda bulunurlar, güneşi beden hareketleriyle (kıyam, rüku ve secde ederek) selamlarlardı. Bu uygulama da bizlere buradan geçmiş olabilir. Zira bizim namazın rükunları olarak bildiğimiz, kıyam, ruku ve secdenin bizim uyguladığımız şekilde anlamını veren kavramlar (kıyam, ruku, secde) Kuranda yoktur.

    YanıtlaSil
  3. fatiha suresi okunması, kuranda geçen kurandan size kolay gelen sureleri okuyun' ayeti nerden çıkmış ki, onların ayakta durmalarını kolaylaştırmak için değil mi bu sözler??

    YanıtlaSil
  4. sanırım yorum yapan arkadaşlar anlamadılar.
    "Ve o zaman Biz meleklere (ve cinlere): 'Âdem'e secde edin!' dedik, hemen secde ettiler. Yalnız İblis dayattı, kibrine yediremedi, inkârcılardan oldu." (2/Bakara, 34)



    Secde; Anlam ve Mâhiyeti

    ‘Secde’ sözlükte, eğilme ve boyun büküş demektir. Bu anlamda secde, Allah’ın önünde eğilme ve O’na karşı kulluk yapmak demektir ki insanları, hayvanları ve cansızları kuşatır. ‘Secde’, bir anlamda üstün bir varlığın önünde, onu büyüklemek ve kendini o varlığın karşısında küçük görmek üzere, saygıdan eğilmek, yere kapanmaktır. Özel anlamıyla secde; en önemli ibadet olan namazı tamamlayan, alnı, elleri, dizleri ve ayakları yere koymak şeklindeki hareket ve namazdan bir rükündür (olmazsa olmaz şartıdır). Allah'ın huzurunda yere kapanış demek olan secde, Allah'a memnuniyetini ve itaatini bildirmek veya şükretmek için yapılan bir ibadettir. Secde kelimesi, türevleriyle birlikte Kur'an'da 92 yerde geçer. Secde yapana ‘sâcid’, çok secde yapana ise ‘süccâd’ denir. Üzerinde secde yapılıp namaz kılanan kumaş veya küçük halıya 'seccâde', secde yapılıp (topluca) namaz kılınan binaya "mescid", secde organlarına da mesced adı verilir. Secde yapma olayına da ‘sücûd’ denilir. Sücûd aynı zamanda çok secde yapan anlamına da gelmektedir. (2/Bakara, 125; 22/Hacc; 26)

    YanıtlaSil
  5. sanırım birde şuradaki yukardaki yorumu yapan arkadaşlar bir baksınlar
    http://www.sorularlaislamiyet.com/article/11123/rukunun-namazdaki-yeri-nedir-ne-gibi-manalar-tasimaktadir-hakkinda-ayet-ya-da-hadis-var-midir.html

    sanırım referans olarak da şunları vermek lazım
    Kur’an’da -gerek eski ümmetlerle, gerek İslam ümmetiyle ilgili olarak- bir çok ayette rüku ve secde kavramına yer verilmiştir (misal olarak bk. Bakara, 2/43, 125; Ali İmran, 3/43; Tevbe, 9/112; Hac, 22/26, 77; Fetih, 48/29).

    YanıtlaSil
  6. 7 Ekim 2011 tarihinde yorum gönderen okuyucuya: Sayın arkadaşım, Secde’nin sözlükte, eğilme ve boyun büküş demek olduğunu,bu anlamda secdenin Allah’ın önünde eğilme ve O’na karşı kulluk yapmak demek olduğunu ve bu eylemin insanları, hayvanları ve cansızları kuşattığını söylüyorsunuz. Bu söyleminizle Allah'ı yeryüzü krallarına benzettiğinizin farkındamısınız? Sanki karşınızda Allah (CC) varda siz O'nun önündemi eğliyorsunuz? Bunu bira düşünün lütfen. Ayrıca, bu eğilme emrinin hayvanları ve cansız varlıkları da kuşattığını iddia ediyorsunuz. Peki hayvanlar ile cansız varlıkların Allh'ın önünde (?)yere kapandıklarını hiç gördünüzmü? Bu nasıl bir şeydir? Buna örnek verebilirmisiniz?

    YanıtlaSil
  7. 27 Ekim 2011 tarihinde yorum gönderen okuyucuya: Sayın arkadaşım Kuranda geçen tüm secde ve türevleri olan kavramlarda (sücud, sacidin vs)anlatılan, Allah'ın vahyine boyun eğmek, teslim olmak, vahyi kabul edip vahye göre iman edip amel etmek anlatılır. Yani müslüman olup, Kuran hükümlerine göre yaşama anlaşılır. Yoksa secdenin yere kapanarak alnı yere koymayı anlatan hiç bir anlamı yoktur. Meleklerin Ademe secde etmesi evrendeki tüm varlıkların insanın yararına, istifadesine sunulması demektir. Hz.Yusuf'un peygamber olan babası Hz.Yakup ile annesinin önünde secdeye kapanları Hz.Yusuf'un söylediklerini aynen kabul etmeleri ve doğrulamalarıdır. Yoksa Hz.Yusuf'un önünde yere kapanarak seecde etmeleri değildir. Kaldı ki bir peygambere (Hz.Yakup) peygambder de olsa bir insanın önünde secdeye kapanması ilahi emirlere aykırıdır. Özetle, secdenin bize öğretildiği şekilde, fiziksel olarak yere kapanmayı ve alnı yere değdirmeyi anlalatan bir anlamı yoktur.

    YanıtlaSil
  8. Beyler. Secdenin şeklini Hazreti PEygamber gösterdiğinden dolayı böyle uygulanmaktadır. Yani çıkıp da "Secdenin yere kapanmakla ilgisi yoktur" demenin hiç gereği yoktur. Bu kabil yaklaşımlar ve bu yaklaşımların sahipleri haşa Peygamberi ve O'nun uygulamalarını iplemeyen tutum ve yaklaşımlardır. Merdudtur.

    YanıtlaSil